FEREC SONELERİ — Ziya Tekin
Her karanlık kuyunun üzerinde bir seher, her kırılışın ardında yeniden doğma ihtimali vardır…
Ferec Soneleri, aşkın, ihanetin, yalnızlığın ve iç hesaplaşmanın içinden geçerek hakikate yönelen bir ruhun şiirsel yolculuğunu anlatıyor. Ziya Tekin, insanın fani olana sonsuzluk yüklediğinde yaşadığı kırılmayı; ardından kendi nefsi, korkuları, ihtirasları ve bağımlılıklarıyla giriştiği mücadeleyi soneler aracılığıyla görünür kılıyor.
Eserde sevda, yalnızca romantik bir duygu değil; insanın kendisini tanımasına açılan zorlu bir kapıdır. Sevilen yüz kimi zaman ilahî nuru yansıtan bir aynaya, kimi zamansa ruhu kendi karanlığıyla yüzleştiren ağır bir imtihana dönüşür. Kuyu, ateş, gölge, ayna, yıldız, güneş ve seher gibi imgeler; düşüşten arınmaya, sitemden muhasebeye ve öfkeden merhamete uzanan dönüşümün işaretlerini taşır.
Klasik sone biçiminin düşünsel ve metafizik derinlikle buluştuğu bu eserde, her şiir kendi içinde bir çatışma ve kırılma yaşatır. Başlangıçta dünyevi suretlerde kurtuluş arayan yaralı ruh, zamanla acıyı kutsamak yerine onu anlamayı; intikam yerine affı, sahip olmak yerine dönüşmeyi ve karanlığa teslim olmak yerine içindeki nuru aramayı öğrenir.
Ferec Soneleri, yalnızca bir aşkın veya ayrılığın değil; insanın kendi cehenneminden geçerek ferahlığa, merhamete ve daha yüce bir hakikate ulaşmasının şiirsel kaydıdır.
Yüz elli beş sone, uzun bir gece ve küllerin arasından yükselen sonsuz bir şafak…


Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.