Aşk gerçekten var mı, yoksa insanın kendine anlattığı en büyük yanılgı mı?
Bu eser, Platon’dan Nietzsche’ye, Kierkegaard’dan Sartre’a uzanan geniş bir düşünce haritasında, aşkın yalnızca kalpte değil, zihnin derin koridorlarında da gezinen bir varoluş meselesi olduğunu anlatıyor.
Aşkın sahip olmak mı, özgürleşmek mi; tamamlanmak mı, yoksa eksik kalmayı kabul etmek mi olduğunu sorgularken, okuru şu soruyla baş başa bırakıyor:
“Biz aşkı mı yaşıyoruz, yoksa aşk bizi mi var ediyor?”
Her bölüm, insan ruhunun karanlıkta parlayan bir kıvılcımını yakalayıp düşünceyle harmanlıyor. Aşkın hem yüceliğini hem acısını, hem gerçekliğini hem de bir yanılsama olma ihtimalini ustalıkla tartışıyor. Okuyan herkes, kendi kalbine felsefi bir ayna tutacak… ve o aynada gördüğünden biraz ürküp biraz da güç alacak.
Bu kitap, aşkı anlatmıyor yalnızca.
Aşkın düşüncesini kuruyor.





Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.