
1. Yazarlık serüveniniz nasıl başladı? Sizi bu yola yönlendiren en büyük ilham kaynağı neydi?
Yazarlık serüvenim aslında insanların hikâyelerini dinlemekle başladı. Aile danışmanı olarak çalışırken birçok kadının içinde biriktirdiği ama çoğu zaman dile getiremediği duygulara tanıklık ettim. Seans odasında duyduğum cümleler, sessizlikler ve gözyaşları bende derin bir iz bıraktı. Zamanla fark ettim ki bazı hikâyeler yalnızca bir kişiye değil, birçok kadına ayna tutuyor.Bu farkındalık beni yazmaya yönlendirdi.
Başlangıçta düşüncelerimi ve gözlemlerimi küçük notlar halinde yazıyordum. Daha sonra bu notlar bir araya gelerek daha bütünlüklü metinlere dönüştü. Yazmak benim için sadece bir üretim süreci değil, aynı zamanda bir iyileştirme alanı oldu.
Kadınların ilişkilerde yaşadığı görünmeyen duygusal yaraları, sustukça kaybolan duyguları ve yeniden güçlenme hikâyelerini anlatmak istedim. Çünkü bazen bir cümle, bir kadının kendini fark etmesine ve hayatında yeni bir sayfa açmasına vesile olabilir.
Bugün yazarlığı, mesleğimin bir uzantısı olarak görüyorum. Danışanlarımın bana öğrettikleri, hayatın içinden gerçek deneyimler ve psikolojik bilgiler yazdıklarımın temelini oluşturuyor. Amacım, yazdıklarım aracılığıyla insanların kendilerini daha iyi anlamalarına ve içsel güçlerini keşfetmelerine katkı sağlamak.
2. Yazarlık kariyeriniz boyunca karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız?
Yazarlık kariyerim boyunca karşılaştığım en büyük zorluk, insanların yaşadığı gerçek hikâyeleri yazarken hem onların duygularına saygı göstermek hem de anlatmak istediğim mesajı doğru bir şekilde aktarabilmekti. Çünkü danışmanlık sürecinde dinlediğim hikâyeler çok hassas ve derin duygular içeriyor. Bu nedenle yazarken her zaman etik sınırları korumaya ve kimsenin mahremiyetine zarar vermemeye büyük özen gösteriyorum.
Bir diğer zorluk ise insanların çoğu zaman konuşmaya cesaret edemediği konuları yazıya dökmekti. Özellikle ilişkilerde yaşanan duygusal kırılmalar, değersizlik hisleri ve görünmeyen psikolojik şiddet gibi konular toplumda hâlâ yeterince açık konuşulmayan meseleler. Bazen “Acaba insanlar bunu nasıl karşılar?” diye düşündüğüm anlar oldu.
Bu zorlukları aşmamı sağlayan şey ise yazma amacımı hatırlamak oldu. Amacım kimseyi suçlamak değil, insanların yaşadıkları duyguları anlamalarına ve fark etmelerine yardımcı olmak. Her yazdığım metni empatiyle, sorumluluk duygusuyla ve iyileştirici bir niyetle kaleme aldım.
Zamanla gördüm ki samimiyetle yazılan her satır, birilerinin kalbine dokunuyor. Okurlardan gelen geri dönüşler de bana doğru bir yolda olduğumu hissettirdi ve yazmaya devam etme gücü verdi.
3. Yakın zamanda üzerinde çalıştığınız ya da okuyucularınızı heyecanlandıracak yeni bir projeniz var mı? Eğer varsa, ipucu verebilir misiniz?
Evet, şu sıralar üzerinde çalıştığım yeni bir proje var. İlişkilerde çoğu zaman fark edilmeden yaşanan duygusal kırılmaları ve kadınların zamanla nasıl kendi seslerini kaybettiklerini ele alan bir kitap üzerinde çalışıyorum. Bu projede özellikle “sessizce yaşanan duygusal yaralar” konusunu daha derin bir şekilde anlatmaya odaklandım.
Kitapta yalnızca sorunları anlatmak değil, aynı zamanda farkındalık kazandıracak örnek hikâyeler ve iyileşme yolları da yer alacak. Okuyan kişinin kendi ilişkisini, duygularını ve sınırlarını yeniden düşünmesini sağlayacak bir içerik hazırlamaya çalışıyorum.
Şimdilik çok fazla ayrıntı vermeyeyim ama küçük bir ipucu paylaşabilirim: Bu kitap, sustukça kaybolan duyguların aslında nasıl yeniden güce dönüşebileceğini anlatan bir yolculuk olacak. Okurların kendilerini yalnız hissetmemelerini ve kendi değerlerini yeniden keşfetmelerini hedefleyen bir çalışma diyebilirim.
4. İlk kitabınızı yazarken yaşadığınız en unutulmaz anı bizimle paylaşır mısınız? O zamanlarda kendinize güveniniz nasıldı?
İlk kitabımı yazarken en unutulmaz anlardan biri, yazdığım bir bölümü tekrar okuduğumda kendi duygularımla yüzleştiğim andı. Yazarken sadece başkalarının hikâyelerini değil, aslında hayatın içinde hepimizin yaşadığı kırılmaları ve sessizlikleri de fark ettiğimi gördüm. O an şunu hissettim: Bu kitap yalnızca bir yazı değil, birçok insanın iç sesi olabilir.
Yazarlığın ilk dönemlerinde elbette kendime dair bazı tereddütlerim vardı. “Acaba yazdıklarım insanlara ulaşır mı?”, “Anlatmak istediğim duyguyu doğru aktarabiliyor muyum?” gibi sorular zaman zaman aklımdan geçti. Çünkü yazmak, insanın iç dünyasını görünür kılan oldukça cesur bir yolculuk.
Fakat ilerledikçe şunu fark ettim: Samimiyetle yazılan her satır bir yere dokunuyor. İnsanların yaşadığı gerçek duygulara ayna tutmak, bana hem sorumluluk hem de güç verdi. Bu süreçte kendime olan güvenim de adım adım arttı.
Bugün geriye dönüp baktığımda, o ilk yazma anlarının bana çok şey öğrettiğini görüyorum. Yazarlık benim için sadece bir üretim değil; aynı zamanda insanı, duyguları ve iyileşme sürecini daha derinden anlamanın bir yolu oldu.
5. İlhamınızı en çok nereden alıyorsunuz? İlham geldiğinde bunu yazıya dökme süreciniz nasıl oluyor?
İlhamımı en çok insan hikâyelerinden alıyorum. Aile danışmanı olarak çalışırken insanların yaşadığı duygulara, ilişkilerdeki kırılmalara ve bazen de sessizce taşınan acılara tanıklık ediyorum. Bu hikâyeler bana insan ruhunun ne kadar derin ve güçlü olduğunu hatırlatıyor. Birçok zaman ilham, bir danışanın söylediği tek bir cümleden ya da bir insanın yaşadığı farkındalık anından doğabiliyor.
Bunun dışında günlük hayatın içindeki küçük gözlemler de bana ilham veriyor. İnsanların birbirleriyle konuşma biçimleri, bir kadının içinden geçen ama dile getiremediği duygular ya da bir ilişkinin görünmeyen tarafları… Bunların hepsi zihnimde düşünceler oluşturmaya başlıyor.
İlham geldiğinde genellikle önce kısa notlar alırım. Bazen tek bir cümle, bazen birkaç anahtar kelime yazarım. Daha sonra o düşüncenin etrafında biraz durur, o duyguyu anlamaya çalışırım. Ardından o konuya psikolojik bir bakış açısı ekleyerek yazıyı daha derin ve anlamlı hale getiririm.
Yazma sürecim çoğu zaman böyle başlıyor: küçük bir duygu, bir cümle ya da bir gözlem… Sonra o küçük kıvılcım zamanla büyüyerek bir yazıya, bir bölüme ya da bazen bir kitaba dönüşebiliyor.
6. Kitabınızın MST Yayıncılık tarafından yayımlanma süreci nasıldı? Bu süreçte yayınevi size nasıl destek oldu?
Kitabımın yayımlanma süreci benim için oldukça heyecan verici ve öğretici bir deneyimdi. Yazım süreci tamamlandıktan sonra eserin yayınevine ulaşması, değerlendirilmesi ve yayın sürecinin başlaması benim için yeni bir yolculuğun başlangıcı oldu.
MST Yayıncılık ile çalışmak bu süreci daha güvenli ve düzenli ilerletmemi sağladı. Yayınevi ekibi kitabın editoryal sürecinde oldukça titiz davrandı. Metnin dilinin daha akıcı olması, anlatımın güçlenmesi ve okura daha net ulaşabilmesi için birlikte detaylı bir çalışma yaptık. Bu süreçte editörlerin geri bildirimleri benim için çok kıymetliydi.
Aynı zamanda kapak tasarımı, sayfa düzeni ve baskı aşamalarında da yayınevi profesyonel bir destek sundu. Bir yazar olarak sadece yazıya odaklanmamı sağladılar diyebilirim. Kitabın okuyucuya en iyi şekilde ulaşması için her aşamada yol gösterici oldular.
Bu süreç bana şunu da öğretti: Bir kitabın ortaya çıkması sadece yazmakla bitmiyor; arkasında güçlü bir ekip çalışması ve emek var. MST Yayıncılık ile bu süreci birlikte yürütmek benim için değerli bir deneyim oldu.
